10 Eylül 2007 Pazartesi

cern in lhc projesi


LHC İngilizce "Large Hadron Collider" kelimelerinin başharflerinden oluşan kısaltma. Anlamı "Büyük Hadron Çarpıştırıcısı" dır. CERN'de eylülveya ekim devreye girip yüksek enerjili parçacık fiziği deneyleri yapılmasına imkân verecek bir projedir. İsviçre-Fransa sınırında, daha önceden kullanılmış olan yerin 100m altındaki çevresi 27 km uzunluğunda olan LEP tünelinde kurulmuştur.Tünel İsviçre ve Fransa sınırının altında her iki ülkenin topraklarına girmektedir. Tünelin çapı 3,8 metredir. Dairesel bir hızlandırıcı - çarpıştırıcı olan LHC, öncelikli olarak protonları ilave olarak da kurşun (Pb) iyonlarını ışık hızına çok yakın bir hız ulaştıracak sonra da deneylerin merkezlerinde çarpıştıracaktır. LHC SPS den alacağı 450 GeV enerjilik protonları 14000 GeV enerjiye çıkaracaktır. İki proton demetinin birbirlerine çok yakın ama aksi yönde dönmelerini sağlamak için süperiletken elektromıknatıslar kullanılacaktır. Süperiletkenlik sağlamak için mıknatıslar -271 dereceye kadar soğutumaktadır ki bu mutlak soğuğun sadece 2 derece üzerindedir.

jaxa daki tek türk ün muhteşem projesi




Atatürk'ün isminden yola çıkılarak, Doç.Dr. Serkan Anılır liderliğinde JAXA da 58 kişilik bir grup tarafından geliştirilen, yeryüzünden GEO yörüngesine kadar uzanan taşıma sistemi ve teknoloji transfer projesinin adı.

Uzay Asansörü Ucuna ağırlık bağlanmış bir ipi uzaya saldığınızı ve dünyanın dönme hızı ile merkez kaç kullanarak ipin havada asılı kaldığını düşünün. Yeryüzünden bakıldığında sihirli bir ipmiş gibi gözükecek bu merkezkaç olgusu aslında inşaa edilecek "uzay asansörü"nün temeli. Ucunda ağırlık olan özel bir şeridi, okyanustaki bir platforma sabitleyerek kurdukları bu düzenek üzerine bir asansör yerleştiriyorlar. Asansör elektrik enerjisiyle çalışan motorlar sayesinde uzaya doğru tırmanıyor. Elektrik kablosu olmadığı için enerjiyi yeryüzünden gönderilen lazerden alıp elektrik enerjisine çeviren bir sisteme sahip. 2010 yılında projenin hayata geçmesi ve 2020 yılında tamamlanması planlanıyor. Şerit 62.000 mil uzunluğunda ve 3 feet genişliğinde, kağıttan ince kompozit bir malzeme ve çelikten kuvettli. Ucuna bağlanan ağırlık aslında uzaya atılmış bir çapa ve bu sayede şerit üzerinde 20 tonluk bir kuvvet yaratarak, dünya döndüğü sürece şeridi gergin tutuyor. Uzay Asansörü, saatte 200 Km. hızla uzaya tırmanıyor.168 tonluk bir yükü deforme olmadan uzaya taşıyabilecek.yeri ekvator bölgesinde düşünülüyor.proje gerçekleşirse 15 milyar dolar harcanacak.

Japonlardan Çılgın Proje

Japonlar, başkent Tokyo'da 800 katlı yüksekliğinde dev bir gökdelen inşa etmeyi planlıyor. Dünyanın en büyük inşaat şirketi Japon Taisei firması, 800 katlı dağ şeklinde bir bina inşa edeceğini duyurdu.

Basında çıkan haberlere göre, Türkiye'deki Marmaray projesini de yürüten şirketin yapacağı binada en az 1 milyon kişi barınabilecek.

X-seed 4000' ismini taşıyacak olan binanın uzunluğu 4 kilometre. Söz konusu bina Japonya'nın ünlü Fuji Dağı'ndan 213 metre daha uzun olacak. Binanın yüzölçümünün 6 kilometrekare olması planlanıyor. Dizayn çalışmaları tamamlanmış olan diğer adıyla "Okyanus Şehri' binasının 300 ile 900 milyar dolar arasında astronomik bir ücrete mal olması bekleniyor. Birçok ülkenin toplam ticaret hacminden daha fazla para gerektiren Japon rüyasının inşasına yakın bir gelecekte başlanacağı kaydedildi. Uzmanların deniz üzerinde yapılmasını tavsiye ettikleri binanın zirvesine asansörle 35 dakikada ulaşılacak. (Ayrıca binanın içinde tarım alanları ve hayvan barınakları da bulunacakmış)Birleşik Arap Emirlikleri'nin başkenti Dubai'de yapımına devam edilen ve gelecek yıl bitirilecek Burj Dubai, 512 metre yüksekliğe erişerek "dünyanın en yüksek binası" unvanını ele geçirmişti. Kulenin kaç kat olacağı açıklanmıyor; ancak tamamlandığında yüksekliğinin 609,6 metre olacağı ifade ediliyor. Dünyanın en uzun binası unvanı daha önce Tayvan'ın merkezi Taipei'deki 508 metrelik "Taipei 101" binasına aitti.

08 Eylül 2007 Cumartesi

Mac 10 Problemi


Dakikada 600 kez ateş edebilen Uzi gibi 9mm.lik makineli tüfekler filmlerde oldukça popülerse
de, gerçek aksiyon kahramanlarının 45 kalibrelik Mac 10’ları tercih ettiğini herkes bilir. Bunlar daha büyük mermileri dakikada 1000 kez ateşleyebilir,bir başka deyişle bir dakikada bu sayıda mermi saçabilir.Otuz mermilik bir vardır ve tüm ölçütlere göre ölümcül silahlardır.Filmler, iyi adamlarla kötü adamların dakikalarca ateş ettikleri sahnelerle doludur. Cephanenin yeniden
doldurulması ya da bitmesi hiç kimse için pek ilgi çekici olmasa da, konunun ağırlığına el koymaktan kendimizi alıkoyamıyoruz.İlk olarak bir Mac 10’daki otuz mermilik bir şarjörün,
sürekli bir ateşin yalnızca 1,8. saniyesinde tükeneceğini belirtmemize izin verin! Eğer nişancımız toplam olarak yaklaşık 3 dakika boyunca durmaksızın ateş etmeye devam ederse, Mac 10’u çevreye her bir parçası kabaca 15 gram olan 3000 kurşun yığını saçacaktır. Bu yığın 45 kilogram gelir ve 3000 fişeklik şarjörlerin ya da yere saçılan onca boş
şarjörün ağırlığını açıklamaz.Dikkat çekmek istediğimiz ikinci noktaysa, mermilerin,
silahın parçaları üzerinde çok yüksek baskı yaratan yüksek basınçlar oluşturan bazı çok sıcak
gazlar tarafından ateşlenebilir olduğu. Ateşli bir silah, ancak yüksek sıcaklıktaki gazların yanmasının, silahın soğumak için yeterli zamanı olmaksızın defalarca ardarda gerçekleflmemesi koşuluyla, yüksek basınça ve streslere dayanabilir. Bu sıcaklık döngüsünü 3000 kez ardarda çalıştırmak, Mac10 gibi hafif bir makineli tüfeği (3000 kez ateş etmeye dayanabildiğini varsaysak bile), kıpkırmızı sıcak bir hurda metal yığınına dönüştürebilir.Daha yavaş ateşleme hızındaki 9 mm. makineli tüfekler ağırlık problemlerini azaltabilirse de, gerçek aksiyon kahramanları her bir elinde birer tane taşıdıkları Mac10’ları kullanıyor gibi görünüyor. Soğutma sistemlerini bir kenara bırakın, kahramanların tekerlekli el arabalarıyla cephaneyi taşıyan arkadaşlarının nerede olduğunu sormaktan bile kendimizi alıkoyamıyoruz.

Alev Alev Yanan Arabalar


Filmlerdeki arabaların, herhangi bir şeyle çarpışır çarpışmaz nasıl alevler içinde patladığını hiç farkettiniz mi? Bunlar arasında bizim favorimiz, yüksek bir yerden düşlen bir otomobilin yere çarpmadan hemen önce patladığı sahneler. Bu sahneler, adeta otomobilin benzin deposu birdenbire korkuya kapılıyor ve Dünya’ya çarpmanın düşüncesiyle infilak ediyormuş izlenimi veriyor. Bereket versin ki, fizik yasaları bu kadar işbirlikçi değil. Benzin, havadaki benzin buharı oranının % 0,8–6 arasında olduğu, çok dar bir yanabilirlik aralığına sahip. Bir başka deyişle, buhar-hava karışımı tamı tamına bu belirtilen oranda olmadıkça, patlamak şöyle dursun, gazın yanması bile olanaksız. Burada söz ettiğimiz şeyin “buhar” olduğunun, mutlaka dikkate alınması gerekli. Çünkü sıvı benzin yanabilmek için, öncelikle buhar haline dönüşmelidir. Gerçi benzin kolaylıkla buharlaştığı için, bu pek de ciddi bir problem sayılmaz.Bir otomobilin patlayabilmesi için, benzinin buharlaşabilmesi ve havayla tam olarak doğru oranda karışabilmesi gerekli. Bu da ancak, çarpışma sırasında benzin deposunun felaket bir biçimde parçalanması ve katıksız bir benzin dumanının çok geniş bir alana yayılmasıyla gerçekleşebilir. Bunun ardındansa, doğru orandaki benzin-hava karışımı kendine bir ateşleme kaynağı bulmalıdır. Arabaların benzin depoları hayli fazla bir etki kuvvetine dayanacak biçimde yapılırlar ve genellikle arabanın iskeletinin kirişlerinin arasında yer alan oldukça korunaklı bir alana yerleştirilirler. Otomobilin motorundaki bildik ateşleme kaynaklarıysa, genellikle aracın diğer ucunda yer alır.Filmlerde resmedilene göre, benzin depoları kolayca kırılabilir bir yapdadır.Benzinse, buharlaşma ve karışma süreçlerinin mili saniyeler ölçeğinde bir zaman dilimi içinde gerçekleşmesini sağlayacak kadar uçucu bir sıvı. Bunların biraraya gelmesi de, genellikle, kendine kolaylıkla bir ateflleme kaynağı bulan patlayıcı bir karışımla sonuçlanır. Neyse ki tüm bu süreçler, filmlerdeki gibi böylesine kolay değil. Aksi taktirde insanlar arabalarının benzin depolarını doldururken, düzenli olarak kendi kendilerini patlatıyor olabilirlerdi.Yanmakta olan araç kaza yapmış bir araba bile olsa, patlama olasılığı çok düşüktür. Bir benzin deposu ancak, patlayıcı bir karışım içeriyorsa ve alevlerin girmesi için bir açıklığı varsa patlayabilir. Daha da akla yakını, yangının depodaki benzini buharlaştıracak ve en sonunda aşırı basınç nedeniyle patlamasına neden olacak biçimde benzin deposunun dış yüzeyine çarpmasının gerektiğidir. Bu durumda bile, eğer buhar depodan yeterince hızlı kaçabilirse, benzin deposu patlamayacaktır. Çoğu yangın motor bölümünde başlar ve depo yere benzin sızdırmadığı sürece, arka tarafta benzin deposunun bulunduğu alana yayılmaz. Böyle bir durumda da patlamanın oluşabilmesi için, yine bir dizi olayın tam doğru şekilde gerçekleşmesi gerekir.Gerçekten çok nadiren rastlanıyor olsalar da, patlayan arabalar emniyet kemeri takmamak için geçerli bir mazerettir. Omurgasında bir yaralanma olan bir kişiyi kaza yapmışbir araçtan dışarıya doğru çekerek gereksiz bir biçimde tehlikeye atmak, kaza yerlerindeki seyircilerin özel ilgi alanına girer. Yaygın Hollywood tasvirleri, bu tür zararlı yanlış anlamaları körükleme konusunda da oldukça etkili.

Saç Yolduran Sinema Fiziği

Tübitak'ın arşiv DVD sinde rastladım.''Cüneyt abimiz asfalt yolda at koşturan Bizanslılarca
kovalandığında filmde birşeylerin yanlış olduğunu az buçuk çıkartabiliyoruz; ama iş bol vurdulu kırdılı, süper efektlerle dolu Hollywood filmlerine gelince, herhalde damarlarımıza ırmaklar gibi boşalan adrenalinden olsa gerek, her hileyi sorgusuz sualsiz kabul
ediveriyoruz.''diye başlayan bir yazı.Bir süre bundan bahsedeceğim.

Fizik Mizik Açıldı

Bundan sonra sitemizde fizikle alakalı bilgilere ulaşabilir,kendi yorumlarınızı ekleyebilirsiniz!!!